“ASK (Soru Sor) – Ryan Levesque” Bülteni
Değerli Step Up Kitap Kulübü üyemiz merhaba,
Kitap Kulübümüz bünyesinde incelediğimiz kitaplarımız hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimizi paylaştığımız bültenimizin on beşinci sayısını sizlere sunuyoruz.
25 Mart 2026 tarihinde online olarak gerçekleştirdiğimiz kitap kulübü toplantımızda, Ryan Levesque’in Ask adlı kitabını tartıştık. İlkbaharın başlangıcına denk gelen bu buluşmamızda, yalnızca yeni bir kitabı değerlendirmeyi değil; aynı zamanda yeni düşünme biçimlerini, farklı bakış açılarını ve gelişim alanlarını birlikte keşfetmeyi amaçladık. Moderasyonumuz M. İlker Aksoy tarafından gerçekleştirildi.
Bu dönem kitap kulübümüzde yeni bir uygulamayı da hayata geçirmeye başladık. Her yıl iki kitabı özellikle İngilizce kaynaklardan seçerek incelemeyi hedefliyoruz. Bu kitapların ortak özelliği; Türkçeye henüz çevrilmemiş, buna rağmen koçluk, mentorluk, liderlik, öğrenme ve insan gelişimi alanlarında uluslararası ölçekte dikkat çeken çalışmalar olması. Böylelikle yalnızca mevcut kaynakları tartışmakla kalmayıp; Türkçeye henüz kazandırılmamış fikirleri de kitap kulübü üyelerimizle buluşturarak birlikte öğrenmeyi, tartışmayı ve anlamlandırmayı amaçlıyoruz.
Daha önce kitap kulübümüzde ele aldığımız Mutluluk Bilimi Akış kitabında olduğu gibi, bu toplantımızda da yalnızca kitabın “ne söylediğini” değil; arka plandaki düşünce sistemini, insan davranışını nasıl açıkladığını ve profesyonel yaşamımıza nasıl yansıyabileceğini birlikte sorgulamaya çalıştık. Akış teorisinin odağında bulunan dikkat, motivasyon ve insan davranışları bu kez yerini; doğru soruların gücüne, insanların görünmeyen ihtiyaçlarını anlamaya ve etkili iletişim kurmanın sistematik yollarına bıraktı.
Toplantının açılışında, Ryan Levesque’in geliştirdiği yaklaşımın yalnızca pazarlama ya da satış perspektifinden değerlendirilmesinin eksik kalacağı vurgulandı. Kitabın temelinde; insanların ne düşündüğünü, hangi problemlerle mücadele ettiğini, hangi ihtiyaçları görünür ya da görünmez biçimde taşıdığını anlamaya yönelik sistematik bir merak yaklaşımının bulunduğu ifade edildi. Bu yönüyle kitabın; koçluk, mentorluk, liderlik, danışmanlık ve insan gelişimi alanlarında çalışanlar için de alan açtığı paylaşıldı.
Açılış bölümünde ayrıca güçlü soruların yalnızca cevap almak için değil; insanların kendi düşüncelerini fark etmelerine yardımcı olmak için de kullanılabileceği vurgulandı. Çünkü bazen doğru cevaplardan önce ihtiyaç duyulan şey, doğru sorularla karşılaşabilmektir.
- Yakın Dönemdeki Gelişmelerin Değerlendirilmesi:
İlkbahar dönemi, koçluk dünyasında hareketin hızlandığı, yeni başlangıçların yapıldığı ve gelişim hedeflerinin daha görünür hâle geldiği özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu dönemde başlayan çalışmaların somut çıktılara dönüşmesini oldukça kıymetli buluyoruz. Bu anlayışla Step Up Hızlandıran Koçluk Platformu olarak 12. Dönem Step Up Eş Koçluk Projemizi başlattık.
Bu dönemde eş koçluk programımızı, başlangıç aşamasında gerçekleştireceğimiz workshop serileriyle desteklemeyi planlıyoruz. Buradaki temel hedefimiz; farklı koçluk okullarından gelen koçlarımız arasında ortak bir dil ve yaklaşım oluşturmak, aynı zamanda koçluk yolculuğunun başındaki arkadaşlarımızı daha güçlü bir başlangıçla desteklemek.
Workshop serilerimizin ardından webinarlarımız, gelişim buluşmalarımız ve koçluk araçlarını tanıttığımız uygulama odaklı etkinliklerimiz ile bu öğrenme yolculuğunu desteklemeye devam edeceğiz. Tüm bu etkinliklerimizin video kayıtlarına YouTube kanalımız üzerinden erişebileceğinizi de hatırlatmak isteriz.
Her zamanki gibi tüm bu çalışmalarımızın tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu özellikle vurgulamak isteriz.
Son olarak, bu eş koçluk döneminde dileyen koçlarımız için yürüttüğümüz Koç Mentorluğu Projemizden de bahsetmek isteriz. Bu program kapsamında katılımcılarımız, gerçekleştirdikleri koçluk görüşmelerinin ses veya video kayıtlarını paylaşarak yapılandırılmış değerlendirme ve gelişim desteği alma fırsatı bulabilecekler.
- Kitap Kulübümüzün Amacı:
- Birbirimizden öğrenmek,
- Aynı kitabı farklı gözle değerlendirmek,
- Etkili koçlar ve mentorlardan oluşan bir network oluşturmak,
- ICF Temel Yetkinlikleri güncellenen 2.2. Maddesinde yer alan “Bir koç olarak sürekli öğrenme ve gelişimini devam ettirir, güncel koçluk en iyi uygulamalarının ve teknolojinin kullanımının farkında olmayı da içerir” ilkesini gerçekleştirmektir.
- Kitap özeti:
Şimdi Mehmet İlker Aksoy tarafından hazırlanan kitap özetini ve genel değerlendirmeyi paylaşıyoruz:
Ask, ilk bakışta bir satış ve pazarlama kitabı gibi görünse de, satır aralarına girildiğinde aslında çok daha temel bir insan davranışı meselesini tartışıyor: İnsanlar gerçekten ne istiyor ve bunu nasıl anlayabiliriz?
Ryan Levesque kitabın merkezine oldukça basit ama güçlü bir iddia koyuyor: Varsayma, sor. İnsanların neye ihtiyacı olduğunu bildiğimizi varsaymak yerine, doğru sorularla bunu onlardan öğrenmemiz gerektiğini söylüyor. Bu yaklaşım kitabın yalnızca pazarlama veya girişimcilik tarafını değil; koçluk, mentorluk, liderlik ve insan gelişimi alanlarını da doğrudan ilgilendiriyor.
Kitap boyunca tekrar eden temel fikirlerden biri, insanların çoğu zaman ne istediklerini net ifade edemeyebilecekleri; ancak ne istemediklerini çok daha kolay tarif edebilecekleri yaklaşımı oluyor. Bu nedenle Levesque, geniş ve genel sorular yerine; insanı adım adım netliğe götüren, daralan ve derinleşen bir soru sistemi öneriyor. Kitapta buna “funnel” (huni) mantığı ile yaklaşılırken, aslında önerilen şey bir tür sistematik keşif süreci.
Bu noktada kitap, koçluk ve mentorluk dünyasıyla ilginç biçimde kesişiyor. Çünkü etkili koçluk görüşmeleri de çoğu zaman büyük ve karmaşık bir resmi daha küçük, yönetilebilir ve anlamlı parçalara ayırabilme becerisine dayanıyor. Doğru sorular yalnızca bilgi toplamak için değil; kişinin kendi düşüncelerini duymasını, farkındalık geliştirmesini ve ihtiyaçlarını daha görünür hale getirmesini sağlamak için de kullanılıyor.
Levesque’in en güçlü vurgularından biri, insanların söyledikleriyle değil; özellikle zorlandıkları alanlarla ilgilenmek gerektiği fikri oluyor. “En büyük zorluğun nedir?”, “Seni en çok ne yoruyor?”, “Seni geceleri ne uykusuz bırakıyor?” gibi soruların yalnızca veri toplamadığını; aynı zamanda insanların duygusal gerçekliğine temas ettiğini söylüyor. Çünkü insanlar çoğu zaman çözümleri değil, problemlerini daha net tarif edebiliyorlar.
Kitabın dikkat çeken bir diğer tarafı ise geri bildirim kültürüne verdiği önem. Bir defalık soru sormak yerine; sürekli öğrenen, sürekli dinleyen ve topladığı bilgiyi yeniden işleyen sistemler kurmayı öneriyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca soru sorma üzerine değil; öğrenen sistemler kurma üzerine de düşünmeye davet ediyor.
Bununla birlikte kitap önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor: Doğru soru sormak ile yönlendirmek arasındaki çizgi nerede başlıyor? Çünkü kitapta anlatılan birçok yaklaşımın temel amacı, insanları belirli bir davranışa, ürüne veya satın alma kararına götürmek. Bu nedenle özellikle koçluk ve mentorluk perspektifinden bakıldığında, kitabın önerdiği tekniklerin etik sınırlar içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Koçlukta soru; kişiyi bir sonuca götürmek için değil, kişinin kendi sonucunu oluşturabilmesi için soruluyor.
Sonuç olarak Ask, yalnızca soru sormayı anlatan bir kitap değil. İnsan davranışını anlamayı, varsayımları azaltmayı, dinlemeyi derinleştirmeyi ve insanların görünmeyen ihtiyaçlarını daha sistematik biçimde keşfetmeyi anlatan bir çalışma. Bu yönüyle kitap; girişimciler, liderler, koçlar, mentorlar ve insanla çalışan herkes için düşündürücü bir çerçeve sunuyor.
Belki de kitabın en güçlü mesajı oldukça basit: “İnsanların neye ihtiyacı olduğunu tahmin etmeye çalışmak yerine, gerçekten sormayı öğrenmek.”
- Katılımcılarımızın Kitap Hakkındaki Değerlendirmeleri:
Bu bölümde sırası ile Okan Çilingiroğlu, Özkan Karagöz, Barış Aslan, Mehtap Atakan, Feza Eroğlu, Aynur Şenol, Kerim Tokgöz, Serkan Aydın, Gözde Özdemir ve Burcu İnan söz alarak katkıda bulundu. Moderatör M. İlker Aksoy ise katılımcıların paylaşımlarını anlık geri bildirimlerle derinleştirerek toplantının akışını yönetti.
Şimdi derlediğimiz tüm girdileri sizlerle paylaşıyoruz:
Katılımcıların önemli bir kısmı, kitabın merkezindeki “varsayma, sor” yaklaşımının yalnızca satış ya da pazarlama dünyasına ait bir öneri olmadığını; insanı anlamaya çalışan tüm meslekler için güçlü bir hatırlatıcı olduğunu vurguladı. Özellikle koçluk ve mentorluk perspektifinden bakıldığında, insanların neye ihtiyaç duyduğunu tahmin etmeye çalışmak yerine bunu sistematik biçimde keşfetmenin daha güçlü sonuçlar üretebileceği görüşü öne çıktı.
Toplantıda en çok dikkat çeken başlıklardan biri, doğru soru sorma becerisinin yalnızca bilgi toplamak için değil; kişinin kendi düşüncelerini netleştirebilmesi için de kritik bir araç olmasıydı. Katılımcılar, insanların çoğu zaman ne istediklerini tarif etmekte zorlanabildiğini; buna karşın ne istemediklerini, hangi noktalarda zorlandıklarını veya hangi problemlerle mücadele ettiklerini daha görünür biçimde ifade edebildiklerini paylaştı. Bu nedenle güçlü soruların bazen cevap üretmekten çok, görünmeyeni görünür hale getirme işlevi gördüğü vurgulandı.
Koçluk ve mentorluk perspektifinden yapılan değerlendirmelerde, kitabın önerdiği yaklaşımın özellikle ihtiyaç analizi, kimya seansları, hedef belirleme süreçleri ve danışanı daha derin tanıma aşamalarında önemli çağrışımlar ürettiği ifade edildi. Özellikle geniş bir konudan başlayıp daha spesifik alanlara ilerleyen sistematik soru akışlarının; danışanın ihtiyacını daha net tanımlamasına, odak alanlarını belirlemesine ve karar verme süreçlerini kolaylaştırmasına yardımcı olabileceği değerlendirildi.
Katılımcılar ayrıca, geri bildirim kültürünün yalnızca kurumsal hayatta değil; koçluk ve mentorluk ilişkilerinde de kritik bir alan olduğunu vurguladı. Bir görüşmenin ya da sürecin yalnızca seans sırasında değil, sonrasında kurulan temaslar, geri bildirim mekanizmaları ve takip süreçleriyle de güçlenebileceği ifade edildi. Bu yönüyle kitabın, yalnızca soru sormayı değil; öğrenen sistemler kurmayı da teşvik ettiği görüşü paylaşıldı.
Toplantı boyunca üzerinde sıkça durulan bir diğer başlık ise soru sormanın etik boyutu oldu. Katılımcılar, güçlü soruların kişinin ihtiyacını görünür hale getirebildiğini; ancak koçluk ve mentorluk süreçlerinde temel amacın yönlendirmek değil, farkındalık oluşturmak olduğunun altını çizdi. Bu nedenle soru sormanın; kişiyi belirli bir sonuca götürmek için değil, kişinin kendi sonucunu oluşturabilmesi için alan açmak amacıyla kullanılması gerektiği konusunda ortak bir yaklaşım oluştu.
Bir diğer dikkat çeken başlık ise, danışanı veya mentiyi anlamanın yalnızca “dinlemek” ile sınırlı olmadığı; sistematik biçimde veri toplamak, örüntüleri görmek ve görünmeyen ihtiyaçları keşfetmekle ilişkili olduğu düşüncesiydi. Katılımcılar, özellikle anketler, geri bildirim mekanizmaları, segmentasyon yaklaşımları ve düzenli temas kurma pratiklerinin yalnızca girişimcilik açısından değil; koçluk ve mentorluk hizmetlerinin kalitesini artırma açısından da değerli çağrışımlar ürettiğini ifade etti.
Toplantının sonunda ortaya çıkan ortak hissiyat şuydu:
İnsanları anlamanın en güçlü yollarından biri, daha fazla konuşmak değil; daha doğru sorular sormayı öğrenmek. Çünkü bazen güçlü dönüşümler, güçlü cevaplardan değil; doğru zamanda sorulan doğru sorulardan başlıyor. Özellikle koçluk ve mentorluk gibi insan odaklı alanlarda, varsayımları azaltıp merakı artırabilmek; yalnızca daha iyi profesyoneller değil, aynı zamanda daha iyi dinleyiciler ve daha iyi öğrenenler olabilmenin de önemli bir parçası olarak değerlendirildi.
Sağlıcakla kalın.
Bir yanıt yazın