“KENDİ NEDENİNİ BUL – Simon Sinek” Bülteni

“KENDİ NEDENİNİ BUL – Simon Sinek” Bülteni

Değerli Step Up Kitap Kulübü üyelerimiz merhaba,

Kitap Kulübümüz bünyesinde incelediğimiz kitaplarımız hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimizi paylaştığımız bültenimizin 16. sayısını sizlere sunuyoruz.

29 Nisan 2026 tarihinde online olarak gerçekleştirdiğimiz kitap kulübü toplantımızda, Simon Sinek’in Kendi Nedenini Bul adlı kitabını tartıştık. İlkbaharın enerjisinin ve hareketliliğinin hissedildiği bu dönemde, yalnızca yeni bir kitabı değerlendirmeyi değil; aynı zamanda bireylerin, ekiplerin ve kurumların davranışlarını şekillendiren görünmeyen dinamikleri birlikte sorgulamayı amaçladık. Moderasyonumuz M. İlker Aksoy tarafından gerçekleştirildi.

Bu toplantımızda odağımızı yalnızca insanların ne yaptıkları ya da nasıl yaptıkları üzerine değil; kararların, davranışların, aidiyet duygusunun ve sürdürülebilir motivasyonun arkasındaki daha temel dinamiklere çevirdik. Bu yönüyle kitabın yalnızca liderlik perspektifinden değil; koçluk, mentorluk, takım gelişimi ve insan gelişimi alanlarında çalışan profesyoneller açısından da önemli tartışma alanları açtığı değerlendirildi.

Toplantı boyunca kitap, yalnızca bireysel gelişim perspektifinden değil; ekipler, kurumlar ve profesyonel ilişkiler bağlamında da ele alındı. Böylece bu buluşmamızda yalnızca bir kitabı değerlendirmeyi değil; anlam, yön duygusu ve insan davranışları üzerine birlikte düşünmeyi hedefledik.

  1. Yakın Dönemdeki Gelişmelerin Değerlendirilmesi: 

İlkbahar dönemi, koçluk dünyasında hareketin hızlandığı, yeni başlangıçların yapıldığı ve gelişim hedeflerinin daha görünür hâle geldiği özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu dönemde başlayan çalışmaların somut çıktılara dönüşmesini oldukça kıymetli buluyoruz. Bu anlayışla Step Up Hızlandıran Koçluk Platformu olarak 12. Dönem Step Up Eş Koçluk Projemizi başlattık.

Bu dönemde eş koçluk programımızı, başlangıç aşamasında gerçekleştireceğimiz workshop serileriyle desteklemeyi planlıyoruz. Buradaki temel hedefimiz; farklı koçluk okullarından gelen koçlarımız arasında ortak bir dil ve yaklaşım oluşturmak, aynı zamanda koçluk yolculuğunun başındaki arkadaşlarımızı daha güçlü bir başlangıçla desteklemek.

Workshop serilerimizin ardından webinarlarımız, gelişim buluşmalarımız ve koçluk araçlarını tanıttığımız uygulama odaklı etkinliklerimiz ile bu öğrenme yolculuğunu desteklemeye devam edeceğiz. Tüm bu etkinliklerimizin video kayıtlarına YouTube kanalımız üzerinden erişebileceğinizi de hatırlatmak isteriz.

Her zamanki gibi tüm bu çalışmalarımızın tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu özellikle vurgulamak isteriz.

Son olarak, bu eş koçluk döneminde dileyen koçlarımız için yürüttüğümüz Koç Mentorluğu Projemizden de bahsetmek isteriz. Bu program kapsamında katılımcılarımız, gerçekleştirdikleri koçluk görüşmelerinin ses veya video kayıtlarını paylaşarak yapılandırılmış değerlendirme ve gelişim desteği alma fırsatı bulabilecekler.

  1. Kitap Kulübümüzün Amacı: 
  • Birbirimizden öğrenmek,  
  • Aynı kitabı farklı gözle değerlendirmek, 
  • Etkili koçlar ve mentorlardan oluşan bir network oluşturmak,  
  • ICF Temel Yetkinlikleri güncellenen 2.2. Maddesinde yer alan “Bir koç olarak sürekli öğrenme ve gelişimini devam ettirir, güncel koçluk en iyi uygulamalarının ve teknolojinin kullanımının farkında olmayı da içerir” ilkesini gerçekleştirmektir. 
  1. Kitap özeti:

 

Şimdi Mehmet İlker Aksoy tarafından hazırlanan kitap özetini ve genel değerlendirmeyi paylaşıyoruz:

Kendi Nedenini Bul, Simon Sinek’in daha önce ortaya koyduğu Altın Çember yaklaşımını uygulamaya indiren, bireylerin ve ekiplerin kendi “neden”lerini keşfetmelerine yardımcı olmayı amaçlayan pratik bir rehber olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, yalnızca ilham verici bir liderlik metni olarak değil; koçluk, mentorluk, takım gelişimi, kültür dönüşümü ve değerlerle hizalanma açısından da önemli bir çalışma alanı olarak değerlendirilebilir.

Kitabın temel iddiası oldukça nettir: İnsanlar yalnızca ne yaptıklarını ya da nasıl yaptıklarını bilerek uzun vadeli anlam ve bağlılık üretemezler. Asıl dönüştürücü unsur, yaptıkları şeyin arkasındaki nedeni fark edebilmeleridir. “Ne” daha görünür tarafta yer alır; görevler, ürünler, hizmetler, unvanlar ve sonuçlar bu alanın parçasıdır. “Nasıl” davranış biçimlerini, güçlü yanları ve çalışma tarzlarını gösterir. “Neden” ise daha derinde yer alır; kimlik, değerler, anlam, amaç ve katkı duygusuyla ilişkilidir.

Bu yönüyle kitap, özellikle koçluk ve mentorluk süreçlerinde sıkça karşılaşılan bir gerçeği hatırlatıyor. Danışanlar çoğu zaman hedefler, performans göstergeleri, sonuçlar, zorluklar veya kararlar üzerinden geliyorlar. Ancak süreç derinleştikçe mesele yalnızca “ne yapmak istiyorum?” sorusu olmaktan çıkıyor; “ben kim olmak istiyorum?”, “hangi değerlerimle hareket ediyorum?”, “bu hedef benim için neden önemli?” ve “bu katkı kime, nasıl dokunacak?” sorularına doğru genişliyor. Kitapta tam da bu geçişi görünür kılmaya çalışan bir yaklaşım görüyoruz.

Sinek ve ekibi, “neden”in icat edilen değil, keşfedilen bir şey olduğunu vurguluyor. Bu önemli bir ayrım. Çünkü neden; kulağa hoş gelen bir slogan, kurum duvarına yazılan bir değer cümlesi ya da pazarlama mesajı olarak ele alınmıyor. Daha çok kişinin veya kurumun geçmişinde, tekrar eden hikâyelerinde, güçlü duygularında ve en iyi hâlinde ortaya çıkan örüntüler içerisinde aranıyor. Bu nedenle kitapta önerilen süreç; geçmişe dönerek anlamlı hikâyeleri toplamak, ortak temaları görmek ve bu temalardan bir neden cümlesi üretmek üzerine kuruluyor.

Kitapta bireysel keşif süreci kadar ekipler ve kurumlar için önerilen yaklaşım da dikkat çekiyor. Bir ekip ya da kurum kendi nedenini bulmak istiyorsa, önce o topluluğun en iyi hâlini temsil eden somut hikâyelerin konuşulması gerektiği belirtiliyor. İnsanların o kurumda ne zaman gurur duydukları, hangi katkıyı yaptıkları ve bu katkının başkalarının hayatında nasıl bir etki yarattığı araştırılıyor. Böylece değerler soyut kavramlar olmaktan çıkıp yaşanmış olaylar ve davranışlar üzerinden görünür hale geliyor.

Bu nokta kurumsal değerler açısından özellikle önem taşıyor. Pek çok kurumda dürüstlük, mükemmeliyetçilik, iş birliği, saygı veya yenilikçilik gibi değerler yazılı halde bulunuyor; ancak çalışanlar bu değerlerin günlük davranışta neye karşılık geldiğini her zaman net biçimde göremeyebiliyorlar. Kitap burada “değer” ile “nasıl” arasındaki farkı görünür kılıyor. Bir değerin yaşaması için davranışa dönüşmesi gerekiyor. “Dürüstlük” demek yetmiyor; hangi durumda neyi söylemek, neyi yapmamak ve hangi kararı nasıl almak gerektiğinin somutlaşması gerekiyor.

Kitabın koçluk ve mentorluk açısından önemli katkılarından biri de hikâye çalışmasına verdiği yerde görülüyor. Neden, doğrudan sorulduğunda kolayca cevaplanabilen bir alan olarak ele alınmıyor. Hatta kitapta, “neden” ile başlayan soruların bazen kişiyi zorlayabileceği; bunun yerine “Bu hikâyede seni etkileyen neydi?”, “Bu deneyimi özel kılan ne oldu?” veya “Bu olay sende hangi duyguyu bıraktı?” gibi soruların daha işlevsel olabileceği ifade ediliyor. Bu yaklaşım koçlukta da sık karşılaşılan bir noktaya işaret ediyor: Derin cevaplar çoğu zaman doğrudan açıklamalardan değil, hikâyelerin içindeki duygu, anlam ve tekrar eden temalardan ortaya çıkıyor.

Kitapta önerilen neden cümlesi de oldukça yalın bir mantık üzerine kuruluyor: katkıda bulunmak ve bunun sonucunda bir etki yaratmak. Burada iki unsur öne çıkıyor: katkı ve etki. Katkı, kişinin ya da kurumun dünyaya sunduğu aktif değeri; etki ise bu katkının başkalarında neyi mümkün kıldığını gösteriyor. Böyle bakıldığında neden cümlesi yalnızca kişisel motivasyon değil, başkalarına dokunan bir anlam çerçevesi oluşturuyor.

Kitabın güçlü taraflarından biri de “nasıllar” bölümü. Neden yönü gösterirken, nasıllar o nedeni hayata geçirme biçimini belirliyor. Bir kişinin ya da ekibin güçlü yanları, tekrar eden davranış kalıpları ve en iyi hâlinde sergilediği tutumlar bu alanı oluşturuyor. Bu yönüyle kitap; güçlü yanlar, değerler çalışması, kimlik seviyesi ve davranış değişimi araçlarıyla doğal biçimde temas ediyor.

Sinek’in yaklaşımında dikkat çeken bir başka nokta da uyum meselesi. Bireyin kişisel nedeni ile kurumun nedeni arasında güçlü bir bağ varsa aidiyet, bağlılık ve performans güçleniyor. Ancak kişi kendi değerleriyle kurumun değerleri arasında sürekli bir çelişki yaşıyorsa, burada enerji kaybı, içsel çatışma ve motivasyon düşüşü ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak Kendi Nedenini Bul, yalnızca “hayattaki amacını bul” çağrısı yapan romantik bir kitap olarak görünmüyor. Daha çok; amacı görünür kılmak için hikâyeler, temalar, katkı, etki, değerler ve davranışlar üzerinden ilerleyen yapılandırılmış bir keşif rehberi olarak okunuyor. Koçlar ve mentorlar açısından kitapta en güçlü görünen çağrı ise oldukça net: Kişiyi yalnızca hedeflerine, rollerine ve sonuçlarına göre değil; değerlerine, kimliğine, katkısına ve yaratmak istediği etkiye göre de dinlemek gerekiyor.

Çünkü bazen gelişim, yeni bir hedef koymaktan çok; kişinin zaten içinde taşıdığı nedeni daha açık, daha sade ve daha yaşanabilir hâle getirmesiyle başlıyor.

  1. Katılımcılarımızın Kitap Hakkındaki Değerlendirmeleri: 

Bu bölümde sırası ile Özkan, Işıl, Burcu, Mustafa, Aynur, Okan, Serkan, Mehtap, Barış ve Özgün söz alarak katkıda bulundu. Moderatör M. İlker Aksoy ise katılımcıların paylaşımlarını anlık geri bildirimler, örnekler ve tartışma alanları ile derinleştirerek toplantının akışını yönetti.

Şimdi derlediğimiz tüm girdileri sizlerle paylaşıyoruz:

Katılımcıların önemli bir kısmı, kitabın merkezindeki “neden” kavramının ilk bakışta kişisel motivasyon ya da ilham verici liderlik söylemleri gibi görünse de, kitap ilerledikçe çok daha derin bir alanı işaret ettiğini vurguladı. Özellikle bireylerin ve kurumların yalnızca ne yaptıklarını değil; neden yaptıklarını anlamalarının, karar verme süreçlerinden aidiyet duygusuna, motivasyondan liderlik yaklaşımına kadar pek çok alanı etkilediği ifade edildi. “Neden” kavramı; anlam, kimlik, değerler, aidiyet ve yön duygusuyla ilişkilendirilen temel bir yapı olarak değerlendirildi.

Toplantıda en çok dikkat çeken başlıklardan biri, kurumsal değerler ile günlük davranışlar arasındaki ilişki oldu. Katılımcılar, pek çok kurumda değerlerin görünür şekilde tanımlandığını; ancak bu değerlerin davranışlara dönüşmediği durumda çalışanlar açısından anlamını kaybedebildiğini ifade etti. Özellikle kurum stratejisi, vizyon, kültür ve değerler arasında güçlü bağlar kurulamadığında, insanların yalnızca süreçleri yerine getiren ancak aidiyet geliştirmekte zorlanan yapılara dönüşebileceği konuşuldu. Bu nedenle değerlerin yalnızca tanımlanmasının değil; yaşanmasının, görünür hale getirilmesinin ve davranışlara yansımasının kritik olduğu vurgulandı.

Koçluk ve mentorluk perspektifinden yapılan değerlendirmelerde, kitabın birçok katılımcı tarafından güçlü bir koçluk kitabı gibi deneyimlendiği ifade edildi. Özellikle kimya seansları, güçlü yanlar çalışmaları, değerler çalışmaları, kimlik seviyesi sorgulamaları ve hedef belirleme süreçleri ile kitabın doğal bağlar kurduğu değerlendirildi. Katılımcılar, danışanların çoğu zaman “neden” sorusuna doğrudan cevap vermekte zorlanabildiklerini; buna karşın yaşadıkları deneyimler, hikâyeler ve anlamlı anlar üzerinden ilerlemenin daha güçlü farkındalıklar üretebildiğini paylaştı.

Toplantı boyunca hikâyelerin dönüştürücü gücü sıkça vurgulandı. İnsanların çoğu zaman kendi nedenlerini doğrudan tarif etmekte zorlandıkları; ancak geçmiş deneyimlerini, gurur duydukları anları, zorlandıkları süreçleri veya unutamadıkları olayları anlatırken daha görünür hale geldikleri ifade edildi. Bu nedenle katılımcılar, güçlü soruların her zaman doğrudan “neden?” sorusuyla başlamasının gerekmediğini; bazen hikâyelerin, duyguların ve deneyimlerin daha güçlü kapılar açabildiğini paylaştı.

Bir diğer dikkat çeken başlık ise kültür dönüşümü oldu. Katılımcılar, kültürün yalnızca üst yönetim tarafından tanımlanan bir alan olmadığını; bununla birlikte tamamen kendiliğinden gelişen bir süreç olarak da görülemeyeceğini ifade etti. Özellikle yöneticilerin davranışları, takım liderlerinin yaklaşımı, ekip içindeki görünmeyen normlar ve günlük alışkanlıkların kültür üzerinde güçlü etkiler yarattığı konuşuldu. Bununla birlikte, büyük dönüşümlerin çoğu zaman küçük ekiplerde, küçük davranış değişiklikleriyle başlayabileceği görüşü öne çıktı.

Toplantıda öne çıkan bir başka başlık ise “koçluk demeden koçluk yapmak” düşüncesi oldu. Katılımcılar, özellikle kurumlarda bazen koçluk araçlarının, mentorluk yaklaşımlarının veya güçlü soru tekniklerinin isim vermeden, doğal akış içinde kullanıldığını ve bunun çoğu zaman daha fazla kabul gördüğünü ifade etti. Bu yönüyle kitabın yalnızca bireysel gelişime değil; insan odaklı çalışma kültürlerine de katkı sağlayabilecek bir yaklaşım sunduğu değerlendirildi.

Kitabın pratik uygulanabilirliği de sıkça tartışılan alanlardan biri oldu. Katılımcılar, kitabın yalnızca teorik bir çerçeve sunmadığını; bireyler, ekipler ve kurumlar için uygulanabilir çalışma alanları, araçlar ve örnek akışlar önerdiğini paylaştı. Özellikle araç geliştirme, grup çalışmaları, takım gelişimi ve koçluk uygulamaları açısından kitabın birçok yeni çağrışım oluşturduğu ifade edildi.

Toplantının sonunda ortaya çıkan ortak hissiyat şuydu:

“Neden” yalnızca motivasyon üretmek için kullanılan bir kavram değil; bireyin kimliği, değerleri, kararları ve yaratmak istediği etkiyle doğrudan ilişkili bir pusula görevi görüyor. Özellikle koçluk ve mentorluk gibi insan odaklı alanlarda, insanların yalnızca hedeflerine değil; hedeflerin arkasındaki anlamlara da temas edebilmek, daha derin ve daha sürdürülebilir dönüşümler yaratabilmenin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Sağlıcakla kalın.

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir